BİLİŞİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BİLİŞİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Haziran 2016 Pazar

Deep Web

deepwebDeep Web Olarak bilinen ” internetin karanlık yüzü ” olarak adlandırılan bu karmaşık sistem bir toplum oyuncağına 7 den 77 ye herkesin sorgulamaktan yorulmadığı bir sisteme dönüşmüştür ancak istenilen olay bu değildir dünya ağ yapılarını oluşturan bir takım ülkelerin alt yapılarını oluşturan uyduların ufak ama ” karanlık taraf ” denilen bir filtreleme süzgeç işlemi vardır bu filtreleme sistemi alt yapısı ve lokasyonuna göre farklılık gösterebilir bu yüzden seviye mantığı ortaya cıkmaktadır.


Örneğin Amerika vs gibi büyük ülke uydularının filtreledikleri bilgiyi büyük seviye diğer ülkelerin filtreleyip sakladığı bilgiye ise küçük seviye adını verebiliriz asıl olarak level yani seviye diye bir şey yoktur toplumun ortaya attığı bu kanı bu seviye mantığında uçsuz bucaksız kapılara ve kar odaklarına yol açmıştır çıkarcı devletler seviye yani aslında bariz olarak verisi filtrelenmiş ağ yapılarını tüm insanlığa oyun oynarmış gibi seviye olarak yuttururlar bunun sebebi basittir.


Amacı olmayan hiç bir şey de mantık yoktur ve bir amaç yani ( en üst seviye ) amaçı insanların önüne atılırsa konunun derinliği ve kıymeti artaçaktı bu yüzden bu tür bir sistem kuruldu ve amaç sadece toplumdaki bilinci ayaklar altına almak ve alışılmamış internet ile insanları tanıştırmak idi bu olayın siyasi ve sosyal hiç bir yanı yoktur.


bilmeniz gereken tek şey şu : Deep Web aslında bir sunucu dur ve lokasyon uydularının filtrelediği bir sistemdir bu sistem içerisinde filtrelenenen bilgileri barındırır ve arm adını verdiğimiz bir işlemci ile çalışır bir çok ülkenin destek vererek üretilen bu işlemci sayesinde büyük sistem verileri bile tüm dünyaya kapatılabilir.Seviye olayı ise tamamen lokasyon ve şans işidir nasılki bir den bire ip adresiniz değişir kendinizi çin de bulursunuz deep webde gezerken arm da işte o tip bir atama yapar sürekli farklı sürekli değişken bir ip tanımlar size bu işteki ayrıntı ise şudur hangi seviye de bir ip hiç farketmez yaptığı tek şey sürekli atamaktır ve bir gün sizede uydu bazlı calışan bir ip adresi denk gelebilir …






Deep Web Seviyelleri Detaylı İncelemeler… 




Deep Web kavramını daha iyi anlayabilmek için internetin yapısına bakmak gerekir. İnternet çok seviyeli katmanlardan oluşmaktadır. Her bir katmanda içerik ve güvenlik ve erişilebilirlik farklılık gösterir. Matrix filmini gözünüzde canlandırmak yararlı olacaktır.


Seviye 0 (Common Web) : Günlük kullandığımız interneti oluşturan katmandır.


Seviye 1 (Surface Web) : Yüzey İnternet. Ulaşmak için arama motorları üzerinden basit bazı sorgular yapmanız gereken internet. Güvenlik kameraları sunucuları, Access veritabanları buna örnek gösterilebilir. Temp mail hizmetleri, dns sorgulama hizmetleri türü hizmetlerin verildiği sitelerde bu seviyede hizmet verir.


Seviye 2 (Bergie Web) : Yalnız İnternet. Bu seviyede arama motorlarının arama sonuçlarını kitlediği siteler, FTP serverlar, indexlenmeyen adult filmler bulunmaktadır. Ulaşmak için arama motorlarında detaylı sorgular yapmanız gerekebilir. Bu seviyeye giren pek çok site arama sonuçlarında en son sayfalara atılır. Bu seviye normal yollarla ulaşabileceğiniz son seviyedir


—- Bundan sonraki katmanlara ulaşım için proxy kullanımını gerektirir. —-


Seviye 3 (Deep Web) : Başlangıç Deep Web Seviyesi. İkiye ayrılır.


1. Proxy Seviyesi : .onion sitelerin bulunmadığı fakat illegal olan her tür sitenin bulunduğu seviyedir. Arama motorları tarafından çoğu kez indekslenmezler. Pekçoğu sunucu kullanır. İçlerinde PHP kodlama sitelerde bulunur. Bu seviyede bulunanlara örnek vermek gerekirse: İllegal araştırma sonuçları, hafif düzeyde illegal adult filmler, hacker grupları, virüsler, script kiddieler, ünlülerin skandalları, VIP dedikodular, bilgisayar güvenliği ile alakalı konular, suikast videoları vb. Bu içerikler genelde illegal forum tarzı sitelerde barınır.


—- Bundan sonraki katmanlara ulaşım için tor kullanımını gerektirir.—-


2. TOR Seviyesi : .onion sitelerin işin içine girdiği seviyedir. Sitelerin geneli kişisel sunuculardadır. Bu seviyede bulunanlara örnek vermek gerekirse: ELIZA dataları, hacklenen sunucuların bilgileri, data tüccarları, gizli devlet belgeleri, wikileaks belgeleri, devlet sırrı satan casuslar, terör örgütleri, bomba ve silah eğitimleri, federal bilgiler, istihbarat sırları, illegal bilimsel araştırmalar, bilim adamları, shell network, assembly programcıları, gerçek hackerlar, microsoft gizli ağ bilgileri, güvenlik ve data analistleri vb. Bu içerikler genelde html kodlama sitelerde ve kişisel sunucularda barınır. Sunucu sahipleri, sunucularını korumak için her şeyi yapabilirler.


Seviye 3 (Charter Web) : Ayrıcalıklı Deep Web Seviyesi. Bu seviyeye ulaşmanız kolay değildir fakat ulaşabilirseniz size getirisi de ufak şeyler olmayacaktır. İkiye ayrılır.


1. TOR Seviyesi : Sadece Tor browser kullanılarak ek bir şey yapılmadan ulaşılabilen seviyedir. Bu seviyede; gizli şirket ve piyasa bilgileri, önceden belirlenmiş milyonluk bahis sonuçları, bilyon dolarlık satışlar, dünyaca ünlü silah kaçakçıları, tank – füze- savunma sistemi satışları, yasaklanmış filmler – videolar – kitaplar – müzikler, üst düzey görevlerde bulunan devlet casusları, önemli ses kayıtları, paralı askerler, paralı ordular, paralı özel timler, kara kutular, aşırı illegal ve yasaklanmış adult içerikler, devlet görevlilerinin seks kasetleri, detaylı gizli wiki ansiklopedileri, insan ticareti, uyuşturucu ticareti, yasaklanan kimyasalların ve ilaçların ticareti, kan bankalarından kaçırılan kanların ticareti, çocuk *****ları, yamyamların – vampirlerin öldürmek için insan arayışları, illegal deneyler için insan denek aranması, sniperlar, mafyalar, pedofoliler gibi şeyler bulunmaktadır. Bu seviyenin geneli .onion sitelerden oluşur. Tehlikeli seviyelerdendir.


—- Bundan sonrası için kapalı erişim gerekir. —-


2. Özel Erişim Seviyesi : Kesinlikle kontrol edilemeyen seviyedir. Şu ana kadar ulaşılabilmiş en tehlikeli seviyedir. Ulaşmanız için tor browserlar yetersiz kalır. “Closed Shell System” adı verilen özel bir ulaşma yöntemi vardır. Bu seviyede bulunan şeylere örnek vermek istersek: Yapay zekalı ölüm makineleri, yapay zeka işlemcileri, GGGEQP işlemcileri, Tesla’nın planları, kristalize güç kontrolörleri, hava durumunu değiştirebilen cihazlar, gizli HAARP projeleri, Atlantis’in yeri ve hakkındaki gizli araştırmalar hatta Atlantis’in bulunduğu yerin detaylı konumları, özel üretim motorların planları, Tanrı’nın olduğunu kabul etmeyenler ve ispatları, masonlar, illuminati, gizli algoritmalar ve hesaplamalar, global terör ağı, global cinayet ağı, global uyuşturucu ağı, global insan ticareti ağı, süper bilgisayarlar ve yapay zekalar vb vb. Bu kategorinin genelini bilimadamları oluşturur. Sitelerin tamamı kişisel sunucular yada özel üretim gizli sunucular üzerindedir.

hackleme

Elektronik Gürültü Nedir ?

Elektronik Gürültü Nedir ?





Bilgisayar, televizyon gibi elektronik cihazlar da bilgi ve veri akışı sinyallerle sağlanmaktadır. Sinyaller alıcıya, iletken veya elektromanyetik dalgalar aracılığıyla gönderilmektedir. Gönderilen sinyallere iletim yolunda karışan istenmeyen sinyallere parazit yada elektronik gürüldü denilmektedir.
gürültü,elektronik gürültü,parazit,karıncalanma,sinyal bozukluğu,istenmeyen sinyal,SNR
Elektronik gürültü kavramı yerine parazit ve parazitik sinyal ifadeleri de kullanılmakta. Özellikle görüntü aktarımlarında sıkça karşılaşılan ve halk tarafından parazit olarak isimlendirilen olay aslında elektronik gürültü ile aynı anlama gelmektedir. HDMI ve benzeri görüntü aktarımı yapan kablolar da aktarılan görüntünün kalitesi elektronik gürültü kavramıyla doğrudan alakalıdır. Aktarılan sinyallerin alıcıya minimum bozucu etkiye maruz kalarak aktarılması bu açıdan büyük önem taşımaktadır. Bu yüzden HDMI, SCART gibi bağlantı kablolarının paketleri üzerinden elektronik gürültü değerleri de yazmaktadır. Ayrıca bir çok aktarım kablolarının uçlarında altın kaplama konnektör kullanılmasının nedeni de yine gürültü kavramıyla alakalıdır.

Birimi Nedir ve Nasıl Hesaplanır ?

Bilgi akışı yapan bir kablonun ucuna X gücünde bir sinyal gönderdiğimiz de iletim kablosunun cinsine ve ortamda ki manyetik alana bağlı olarak X sinyaline Y gücünde bir gürültü etki etmektedir. Y gücünde ki gürültünün X sinyalinde meydana getirdiği bozucu etki kimi zaman fark edilmeyecek kadar azken kimi zamanda rahatsız edici derecede fazla olabilmektedir. Gönderilen X sinyalinin Y gürültüsüne oranının Logoritması da SNR‘yi yani sinyal gürültü oranınıvermektedir ve bu değer genellikle desibel (dB) birimiyle ifade edilmektedir.
Elektronik gürültü formülü,elektronik gürültü,gürültü formülü,SNR formülü

Gürültünün Sebepleri Nelerdir ?

Bu kısımda yer alan bilgiler Wikipedia tarafından güzel bir şekilde derlendiği için direk oradan alıntı yaparak içeriği aktarıyorum.
Uzay gürültüsü (Galaktik gürültü de denilir): Güneş en önemli gürültü kaynağıdır. Ayrıca Samanyolu merkez bölgesi ile Cassiopeia (Kraliçe) takım yıldızındaki bir nokta başta olmak üzere, gökyüzündeki çeşitli noktalar da, gürültü kaynağıdır. Ancak, iyonosferin sınırlayıcı etkisi sebebiyle, bu gürültüler 15 MHz ten daha alçak frekanslarda etkili değillerdir.
Atmosferik gürültü: Atmosferde gerek bulutlar arasında ve gerekse bulutlar ve yer arasında sürekli olarak statik elektrik deşarjı vardır. Dünya çapında saniyede 100 dolayında deşarj (şimşek yıldırım) hesaplanmıştır. Bu deşarjlar düşük frekanslarda daha etkilidir.
Endüstriyel gürültü (İnsan yapısı gürültü de denilmektedir): Fabrika, atölye, trafo merkezi vb. elektrikli araç kullanan tesislerin yol açtığı gürültüdür. Endüstriyel bölgeler ve kent merkezlerinde en büyük gürültü bu gürültüdür.
Termik gürültü: İletken içindeki elektronların sıcaklığa bağlı hareketleri sebebiyle, uygulanan gerilimden bağımsız olarak yaptıkları hareketlerin yol açtığı gürültüdür. Bu gürültü: N = k cdot T cdot B mbox{  watt} olarak hesaplanır. Burada T Kelvin cinsinden sıcaklık, B gürültünün ölçüldüğü frekans bant genişliğidir. k de adını Ludwig Boltzmann’dan (1844-1906) alan bir sabittir ve MKS sisteminde yaklaşık olarak 1.38•10-23’e eşittir.
Diğer elektronik gürültü: Aktif elektronik elemanların sebep olduğu gürültüdür (Flicker, shot, burst, Avalange vb.).

Yazar: Serdar Yılmaz

28 Mart 2016 Pazartesi

Domain Nereden, Nasıl Alınır? Nelere Dikkat Edilmelidir?

Domain Nereden, Nasıl Alınır? Nelere Dikkat Edilmelidir?

domain

Özel alan adı yani domain konusu çok istendi, çok soruldu, çok araştırıldı biliyorum. Blogunuzda kendi alan adınızı kullanma konusunu yazmadan önce ilk adım olan domain seçme ve domain satın alma konusu üzerinde durmak istiyorum.

Domain yani alan adı seçimi konusunda dikkatli davranmalısınız çünkü blogunuzun alan adını canınız her istediğinde değiştiremezsiniz. Teknik olarak belki mümkün ama alan adı değiştirmek size ziyaretçi, Google sıralaması ve itibar kaybı olarak geri döner. Bu nedenle alan adınızı bir kez, dikkatli bir şekilde seçin ve blogunuz bundan sonraki yaşantısına hem o alan adıyla devam etsin.



Domain (alan adı) seçerken dikkat edilmesi gerekenler

1. Çok uzun olmamalı

Blogunuzun ismi ile aynı alan adına sahip olmak zorunda değilsiniz. Blogunuzun ismi çok uzun olsa bile alan adınızı daha kısa tutmanız akılda kalıcılık ve paylaşımlarda kolaylık nedeniyle önemlidir. 

2. Telaffuzu kolay olmalı

Telaffuzu kolay domainler daha akılda kalıcı, paylaşılmaya daha müsait ve markalaşmak için daha uygundur. Örneğin telefonda bir arkadaşınıza blogunuzun adresini söylerken hiçbir karışıklığa mahal vermeyecek, karşınızdakinin tk söyleyişte kolayca anlayaağı bir domain tercih etmelisiniz.

3. Anahtar kelime içermesi önemlidir

İlk iki faktör daha çok psikolojik faktörlerdi. Bu ise SEO faktörü. Domainde hedef anahtar kelime geçmesi, o blogun konusu direkt belli ettiği için arama sonuçlarında büyük avantaj sağlar. Eğer mümkünse hedef anahtar kelimeyi içeren bir domain tercih edin. Örneğin moda ile ilgili bir blogunuz varsa domainde moda kelimesinin geçmesi moda aramalarında size fayda sağlar.

4. Sicili temiz bir domain seçin

Alan adı satın alırken o alan adının almaya uygun olması, daha önce kullanılmadığı anlamına gelmez. Bu alan adı daha önce başka kişiler tarafından kullanılmış, Google’dan ve AdSense’den ban yemiş olabilir. Bu nedenle alan adını almadan önce sicilini araştırmanızı şiddetle öneririm. Bunu nasıl yapabileceğinizi yazının devamında okuyabilirsiniz.

5. Mümkünse Com uzantı tercih edin

Bir alan adının .com, .net, .org gibi uzantıları pek çok uzantısı olabilir. Bazıları ucuz olduğu için .xyz gibi garip alan adlarını satın alabiliyor. Fakat bilinmesi gerekir ki .com uzantılı domainler her zaman daha fazla trafik getirir ve psikolojik olarak daha etkilidir. Tabi eğer bütçeniz varsa tüm uzantılarını almanız ve taklitlerinize karşı önlem almanız iyidir

6. Sadece harf içerisin

Blogunuzun isminin “moda kalbi” olduğunu düşünün. Sırf iki kelimeli diye araya – koyarak moda-kalbi.com şeklinde bir domain almanız gerekmez. Bunun yerine bitişik olanı yani modakalbi.com tercih etmelisiniz. (Böyle bir site gerçekten var mı yok mu bilmiyorum. Örnek vermek için şuan uydurdum :)) Ayı şekilde domainlerde 1,2,3 gibi rakamları da kullanmanızı önermem. 

Bir domainin geçmişi nasıl araştırılır?

Yukarıdaki kriterler doğrultusunda bir alan adına karar verdikten sonra bu alan adının sicilini araştırmamız gerektiğini söylemiştim. Bunun için şu işlemleri yapabilirsiniz:

- Banned Check:  Bu aracı kullanarak her hangi bir web sitesinin AdSense veya Google tarafından ban yiyip yemediğini kontrol edebilirsiniz. Yapmanız gereken şey sayfanın alt tarafındaki kutuya domaini yazıp submit butonuna basmak.

- Wayback Machine: Bu aracı kullanarak her hangi bir sitenin yıllar önce bile kaydedilmiş hallerini görebilirsiniz. Böylece alacağınız domainin daha önce nasıl bir site için kullanıldığını, kötü bir izlenimi olup olmadığını kontrol edebilirsiniz.

Blogger İçin Alan Adı (Domain) nereden ve nasıl alınır?

Domain almak için GoDaddy, İsimtescil ve IHS gibiyerli ve yabancı pek çok aracı firma var. Fiyatlar da hemen hemen aynı. Fakat ben kullanım kolaylığı ve Blogger’a kolayca uygulanması nedeniyle IHS’den alan adı satın almanızı öneririm. Zira satın aldığınız alan adını Blogger blogunuza uygulamayı da IHS üzerinden anlatacağımı belirtmek isterim.

IHSden domain satın almak için şu adımları izleyin: 

1. IHS ana sayfasına giderek almak istediğiniz alan adını sorgulatın..
2. Alan adı müsait ise sepete ekleyin.
3. Kaç yıllığına alacağınızı seçip devam edin.
4. IHS üyeliğini tamamlayıp ödeme yöntemini seçin ve satın alma işlemini tamamlayın.

Gerekli bilgiler ve detaylar e-mail adresinize gönderilecektir. 

Artık bir alan adınız ver önümüzdeki günlerde yayınlayacağım detaylı bir yazı ile bu alan adını blogunuzda nasıl kullanacağınızı öğreneceksiniz.

27 Mart 2016 Pazar

Bedava Domain

Bedava Domain (Ücretsiz Alan Adı) Nasıl Alınır?

Ücretsiz domain (bedava alan adı) almak, özellikle web işlerine yeni başlayanların en çok ihtiyaç duydukları ve aradıkları konudur. Bir proje yapılacaktır ama elimizde domain yoktur. Bu durumda imdadımıza ücretsiz domain veren siteler yetişiyor. Önceleri çok daha yaygın olan bu siteler, domain kayıt ücretlerinin ucuzlamasıyla azaldı.

Bedava domain veren siteler genellikle kendi domainlerinin subdomaini (alt alan adı) olarak verirler domaini: subdomain.domain.com gibi. Birçok site, verdiği bedava domainde, kendi reklamlarını yayınlamaktadırlar.


Ücretsiz alan adı (bedava domain) veren siteler:

www.tr.cc : tr.tc uzantılı bedava domain veren Türkiye'den bir site.

www.smartdots.com : net.tc, eu.tc gibi onlarca domain seçeneğinden birinin seçerek ücretsiz alanadınızı alabilirsiniz. Birçok profesyonel özelliği bulunan bir sistem ve isterseniz ücretsiz bir şekilde reklamları kaldırabiliyorsunuz.

www.co.cc : co.tc uzantılı bedava domain veren bir site.

www.freedomain.co.nr : co.nr uzantılı bedava domain veren bir site.


Yukarıdaki siteler, önde gelen ücretsiz domain siteleridir.

Eğer ciddi bir proje düşünüyorsanız, bedava domain size uygun değildir. Daha çok bu işe çok yeni başlayanların tercih ettikleri bedava domain yerine 15 TL ödeyerek com, net, org vs. uzantılı kendi domaininizi almalısınız.
   

Metreyle Satılan Yazılım

Metreyle Satılan Yazılım

404,error,404 error,404 hata
Şuan okuyacaklarınız ülkemizde yasaların nasıl işlediğini ve devlet kurumlarının nasıl çalıştığını anlatması bakımından önemli. Eğer olur da bir gün yolunuz devlet dairelerine düşerse, en basit işlerin, nasıl karmaşık hale geldiğini, hiç bir önemi olmamasına rağmen formalite icabı yapılan işlerin yaratmış olduğu sıkıntıyı daha iyi anlayacaksınız.

1992 yılında Netaş’ın ilk yazılım ihracatı yapılırken, Netaş’ın Ar-Ge direktörü olan Ali Akurgal’ın yaşadığı ilginç bir anısı.

1992 yılında, yâni topu topu 23 yıl önce, Netaş’ta ilk yazılım ihracatını gerçekleştirdik. Hazırlanan bir yazılım paketini; o zaman internet falan yok, çatıdaki çanak marifeti ile, vallahi de billahi de müthiş bir hız olan 128kb/s ile, İngiltere’ye uydu üzerinden tuşa basıp yolladık. Faturayı da pullu posta ile yolladık. 2 milyon dolar bankaya geldi, kasaya koyduk.
.
Aradan 3–4 ay geçti, vergi memurları geldiler. Dediler ki, “siz bir fatura yollamışsınız, 2 milyon dolar.” Evet, dedik. “bu para ödenmiş.” dediler. Evet, dedik. “Ama mal çıkışı yok, bu hayali ihracat.” dediler! Bunun üzerine vergi memurlarını Ar-Ge’ye aldık, bir bilgisayarın başına oturttuk. “Şu ‘enter’ tuşuna basar mısınız?” dedik. Biri bastı; sonra “ne oldu” diye sordu. “300 bin dolarlık ihracat yaptınız, bunun da faturasını yollayacağız, o da ödenecek.” dedik. Adam suça ortak olmuş olduğu için çok kötü oldu. sonra yazılım nasıl yazılır, uydu bağlantısı nedir, bu ne kadar para eder bunları gezdirip gösterip anlattık. Adamlar “çok iyi anladık ama mal çıkışı olması lâzım, mevzuat böyle.” dediler. Bunun üzerine dedik ki: “Biz bu yazılımı banda kaydedelim (o zaman CDyok, hatta kaset bile yok, yarım inç makaralı bant kullanılıyor) onu yollayalım.” Adamlar bir çözüm bulmuş olmanın sevinci ile “tamam dediler, kaydedin yollayın.”
.
İhraç ettiğimiz yazılımın kaydı iki makara etti. Bunlar paketlendi ve gümrük komisyoncusuna verildi. Komisyoncu, bunları gümrüğe götürdü ve ihracat işlemine başladı. Gümrük memuru, işlemi yapmış ve bir noktada sormuş: “Tırlar nerede?” Komisyoncu da “Tır mır yok hepsi bu iki zarf.” demiş, Masanın üzerindeki teyp bantlarını göstermiş. Gümrük memuru “bu iki zarf 2 milyon dolar edemez, ben bu işlemi yapamam.” demiş, bırakmış. mahkemeye gidildi, bilirkişi heyeti kuruldu, bizim o iki makaradaki yazılımın 2 milyon dolar edip etmeyeceğini (nasıl baktılarsa?) inceledi. Neyse ki, eder dediler de hayali ihracattan kurtulduk.
.
Bu sefer, aynı komisyoncu, aynı gümrük memuruna aynı iki makarayı “2m$ eder mahkeme kararı” ile götürüp işlemi yeniden başlattı. Ancak, gene işlem sırasında, ihraç malının birim fiyatı, miktarı ve toplam fiyatının girilmesi gerekiyor. Mevzuat öyle. Ne yapsınlar, iş daha uzamasın diye bakmışlar zarfta teyp bandı var, bir makarada kaç metre bant vardır diye kestirmişler, makarası 1.000 metreden 2.000 metre yazılım ihraç etmiş olmuşuz. (alıntıdır)

24 Mart 2016 Perşembe

Şifre kırıcılar (password creaker)

Şifre kırıcılar (password creaker)
    Yetkili bir kişinin hesap bilgilerini ele geçirmek, genellikle hacker'ın hedefine ulaşmasını kolaylaştırır. Elinde geçerli bir hesap olan hacker,exploit'lerle ya da farklı yöntemlerle uğraşmadan,doğrudan hesap bilgilerini kullanarak sisteme giriş yapabilir ve istediği bilgiyi alabilir.
    Şifreler, kolaylıkla ele geçirilememeleri için düz metin halinde değil de kripto lanarak saklanırlar. Sifreleri (ve diğer önemli bilgileri) saklamak için çeşitli kriptografi fonksiyonları geliştirilmiştir. Bir örnek verecek olursak,"7lekiust" şifresinin MD5 yöntemiyle kripto lanmış hali "061fd09716f00fed3a8866052db55a81" olup olmadığı kontrol edilir.Sonuçtan geriye doğru işlem yapılamaz,böylece bu şifrenin anında kırılması mümkün olmaz.
    Hacker bu tür şifrelenmiş şifreleri içeren bir veritabanında ele geçirmiş olabilir ya da sadece kullanıcı adını bildiği bir web formunu kırmaya çalışıyor olabilir.Şifre kırmanın üç yolu vardır:
Tahmin etme: Çoğu kullanıcının son derece zayıf şifreler seçtiğini öğrenmek sizi şaşırtmamalı. qwerty,12345,0000,doğum tarihi ve gerçek isim en çok kullanılan şifrelerden birkaçıdır.
Sözlük saldırısı: Sözlük saldırısı, insanların zayıf şifre şeçme eğilimlerinden faydalanır. Sözlük (dictionary) ya da kelime listesi (word list) denilen dosya, şifre olabilecek binlerce hatta milyonlarca kelimenin alt alta listelenmesiyle oluşur. Örneğin yer isimleri, Türkçe kelimeler gibi sözlük dosyaları internette kolaylıkla bulunarak şifre kırıcı programlara yüklenebilir. Program listeyi aldıktan sonra her kelimeyi tek tek denemeye başlar. Modern bilgisayarlar saniyede yüzlerce şifreyi deneyebilir,o nedenle bu oldukça mantıklı bir yöntemdir
Kaba kuvvet saldırısı (brute force): Mümkün olan bütün şifrelerin denenmesineyse brute force saldırısı denir. Teorik olarak bu yöntemle her şifre kırılabilir. Ama şifre kısa olmadığı müddetçe bu yöntem pratik değildir, çünkü iyi bir şifrenin kırılması yıllar sürebilir. En az 8 karakterli, büyük ve küçük harflerden, rakamlardan ve özel karakterlerden oluşan bir şifre, günümüzün bilgisayarları tarafından kolayca kırılamamak için yeterlidir.
Tuş kaydediciler (keylogger): Tuş kaydediciler, yazdığınız her şeyi gizlice kaydeden programlardır. Ancak gelişmiş tuş kaydedicilerin yetenekleri bununla sınırlı değildir. Gelişmiş bir tuş kaydedici şu özelliklere sahip olabilir:
•    Yazdıklarınızı kaydetme
•    Girdiğiniz web sitelerini kaydetme
•    Belli aralıklarla ekran görüntüsü alma
•    E-postalarınızı kaydetme ve bir kopyasını anında saldırgana gönderme
•    Sohbet kayıtlarınızı tutma (örn.MSN Messenger ya da ICQ)
    Tuş kaydediciler kayıtlarını sadece hedef bilgisayardaki gizli bir dosyada tutabilir ya da kayıtların kopyalarını belli aralıklarla saldırgana gönderebilirler. Bu programlar genellikle şifre çalma,çocukları ya da ofis çalışanlarını kontrol etmek amacıyla kullanılırlar.Gelişmiş tuş kaydediciler genellikle ücretlidir ve yasal görünümlü yazılımlar oldukları için anti virüs yazılımları tarafından tanınmayabilirler.
    Yazılımsal tuş kaydedicilerin dışında donanımsal tuş kaydediciler de mevcuttur.Klavyeyle bilgisayar kasasının arasına bağlanan küçük bir donanım yardımıyla yazılan her şey kaydedilir.Donanımsal tuş kaydediciler tamamen transparandır,yazılımdan bağımsız çalışırlar ve yazılım kullanılarak fark edilemezler.
Sniffer'lar
    Sniffer kelime anlamıyla "koklayıcı" demektir. Sniffer’lar ağ üzerinden akan verileri "koklayarak" takip ederler. Sniffer, bir yazılım ve ya uygun şekilde programlanmış bir firmware içeren donanım olabilir. Sniffer’lar ağ trafiğini gizlice incelerler ve bu sırada kesinlikle trafiğe müdahale etmez ya da değişiklik yapmazlar, bu nedenle tespit edilmeleri çok zordur.
    Peki, bir sniffer'la ne gibi veriler elde edilebilir?Windows dosya paylaşımı, telnet,POP3,HTTP,FTP gibi protokoller son derece popüler olmalarına rağmen yapıları çok basit ve güvensizdir.Bu protokollerde kullandığınız bütün şifreler düz metin halinde sunucuya gönderilir.İşte bu tür bir sunucuya bağlanırken kullandığınız hesap bilgileri bir sniffer'la kolaylıkla yakalanabilir.

Truva atları (trojan)

Truva atları (trojan)
    Truva atı efsanesini bilirsiniz. Truva kenti bir türlü savaşarak fethedilemez. Sonunda tahta bir at inşa edilir ve bu atın içi askerlerle doldurulur. At, bir hediyeymiş gibi Truvalılara sunulur ve kente girdikten sonra attan çıkan askerler Truva'nın alınmasını sağlar.
    Trojanlar da benzer bir mantıkla çalıştıkları için onlara bu isim layık görülmüştür.Truva atı normal ve faydalıymış gibi görünen bir programın içine gizlenmiş zararlı bir programcıktır.Kullanıcı trojan'lı bir dosyayı çalıştırdığında (örneğin bir oyun açılır,bir resim görüntülenir ya da orijinalmiş gibi görünen bir hata mesajı alınır) bu sırada arka planda asıl zararlı program çalışmaya başlar ve kullanıcının farkında olmadığı bazı gizli işlemler yürütür.
    Trojan, genellikle saldırganın sizin bilgisayarınıza dışarıdan erişebilmesi için bir sunucu uygulaması çalıştırır. Ayrıca trojan kendini bir sistem dosyası olarak kopyalar ve her sistem açılışında otomatik olarak yeniden çalışır. Böylece hacker istediği zaman sizin bilgisayarınıza bağlanabilir ve truva atının izin verdiği çeşitli işlemleri gerçekleştirebilir.
    Gelişmiş trojan'lar bilgisayar üzerinde o kadar fazla denetim imkanı sağlamaktadır ki; kullanan kişi sizin bilgisayarınızın karşısında oturuyormuş gibi onu kontrol edebilir.Trojan kullanılarak yapılabilecek bazı şeyler şunlardır:
•    Her türlü kayıtlı hesap bilgilerinizi ve şifrelerinizi çalma
•    Bilgisayarınızdaki dosyalarınıza erişebilme
•    Dosya indirme, değiştirme, gönderme, çalıştırma
•    Yazdıklarınızı takip edebilme
•    Ekranınızı görebilme
•    Bağlıysa mikrofonunuzdan ve web kameranızdan ses/görüntü kaydı alabilme
•    CD/DVD sürücünüzü açıp kapayabilme (bunu genelde şaka amacıyla yaparlar)
•    Yazıcınıza çıktı gönderebilme
•    Klavye ve fare tuşlarınızı kitleme/değiştirme
•    Sizin bilgisayarınız üzerinden başkasına saldırma
    Ayrıca trojan, internete bağlandığınız anda sahibine bir e-posta veya ICQ mesajı göndererek güncel IP adresinizi sahibine bildirebilir. Yani truva atını yöneten kişiden saklamanız zordur. Kolayca anlaşılacağı üzere, saldırgan bilgisayarınıza bir trojan yükledikten sonra bilgisayarınızı istediği şekilde kullanabiliyor.
    Trojan'lar iki parçadan oluşurlar: İstemci (client) ve sunucu (server). İstemci, saldırganın bilgisayarında bulunan ve sunucuya bağlanarak hedef bilgisayarı yönetmek için kullandığı programdır. Sunucuysa hedef bilgisayarda çalıştırılması gereken, çalıştırıkdığında belli bir portu açarak istemciyle bağlanılabilmesini sağlayan programdır. Sunucunun boyutu genellikle çok küçüktür (birkaç Kb en fazla 100-200 Kb) ve başka bir programın içine gömülür. Böylece dikkatsiz bir kullanıcı, bir trojan sunucusu çalıştırıldığını hiç fark etmeyebilir. İstemcinin sunucuya bağlanabilmeli için IP adresine,trojan'ın dinlemede olduğu port numarasına ve varsa şifreye ihtiyacı vardır.Bütün trojan'ların ön tanımlı portları vardır bu portlara bakılarak sistemde hangi trojan'ın çalıştırıldığı tespit edilebilir,ama zeki bir hacker varsayılan portu mutlaka değiştirir.
    Trojan'lar sunuculara değil de kişisel bilgisayarlara saldırırken kullanılırlar. Gerçek bir hacker trojan'ı soktuğu sistemden ihtiyacı olan bilgiyi çabucak alır ve çoğunlukla trojan sunucusunu imha eder, çünkü trojan'ların tespit edilmesi genelde basittir. Trojan’lar hacker'lar tarafından sıkça kullanılan araçlar değildir; Buna karşın, script kiddie'lerin en çok kullandığı aracın trojan olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
    Script kiddie'lerin hava atmaya hevesli gençler olduklarını söylemiştik. İşte trojan'lar onlara tam da bu imkânı sunarlar. Sadece eğlenme amacıyla çeşitli bilgisayarlara truva atı bulaştırabilirler. Böylece kolaylıkla e-posta ve MSN Messenger şifrelerinizi ele geçirebilir, kendi yazdıklarınızı size okuyabilir ya da sadece egolarını tatmin etmek için sisteminize zarar verebilirler.
    Bir trojan'ı sisteme sokabilmek için genellikle hedef kişinin toplum mühendisliği yoluyla kandırılması ve ikna edilmesi gerekir. Trojan’ların hedefe ulaşabileceği yollar şunlardır:
•    MSN Messenger, ICQ,IRC gibi sohbet ortamları
•    E-posta ekleri
•    Fiziksel erişim (saldırganın sizin PC'nizi kullanması)
•    Web tarayıcıları ve e-posta yazılımlarındaki açıklar
•    NetBIOS (dosya paylaşımı)
•    Sahte programlar
•    Güvensiz siteler ve yazılımlar
    Trojan'lardan korunmanın en basit yolu, iyi bir anti-virüs programı ve güvenlik duvarı (firewall) kullanmaktır. Çoğu anti-virüs programı popüler trojan'ları anında tespit eder ve çalışmadan önce etkisiz hale getirir.
    Hilelerin işe yaramadığını fark eden toplum mühendisleri, anti-virüs yazılımınızı geçici olarak devre dışı bırakmanız için sizi ikna etmeye çalışacaktır. Size ne derse desinler, kesinlikle bu tür aldatmacalara kanmayın ve anti-virüs yazılımınızı hiçbir zaman kapatmayın.

Port ve Zaafiyet tarayıcılar

Port ve Zaafiyet tarayıcılar
    Port ve zafiyet taraması yapmak, bir hacker'ın bilgi toplamak için kullanabileceği en etkili yöntemdir. Potansiyel hedef bilgisayarlarda (özellikle sunucularda) pek çok servis sürekli çalışır durumdadır. Bu servislerin dışarıdan bağlantı kabul edebilmesi için belli bazı port'ları açmaları ve dinlemede kalmaları gerekir. Varsayılan port'lar çoğunlukla değiştirilmediği için, bir hacker hangi port'un hangi program veya servis tarafından kullanıldığını kolayca anlayabilir. Hacker zafiyet tarayıcılar vasıtasıyla hedef sistemde çalışan programları/servisleri tespit ettikten sonra o program veya servisle ilgili olası açıkları ve yükseltmeleri yapılmamış ilgili açıkları araştırmaya başlayacaktır. Bulunan açıklar vasıtasıyla da sisteme erişimi gerçekleştirmesi oldukça kolay olacaktır.

Bilgi toplama araçları

Bilgi toplama araçları
    Bilgi toplama araçları ping, whois, traceroute gibi basit işlemleri yerine getirirler. Örneğin whois sorgusu, bir web sitesinin hangi sunucuda barındırıldığını, IP adresini, e-posta sunucusunun IP adresini ve site sahibinin iletişim bilgilerini edinmenizi sağlayabilir. Ping komutu, internetteki herhangi bir bilgisayarın size yanıt verip vermediğini anlamak için kullanılır. Normalde bir bilgisayara ping komutu gönderdiğinizde karşı taraf size bir yanıt gönderir, böylece iki bilgisayar arasındaki veri iletişim hızı hesaplanabilir. Traceroute, sizin bilgisayarınızdan giden bir verinin hedef bilgisayara ulaşana kadar hangi noktalardan geçtiğini gösterir.Bir hacker bu ara noktalardan birine sızarak veri iletişimini kontrol altına alabilir veya veri hırsızlığı yapabilir.

Hacker'ın alet çantası

Hacker'ın alet çantası
    Hacker'lar hedefledikleri amaçlara ulaşmak için çeşitli yardımcı yazılımlara başvururlar. Bu araçlar, yukarıda bahsettiğimiz her aşama için kullanılabilir. Hacker’ların kullandıkları araçların bazıları (örneğin bilgi toplama araçları) temelde tamamen zararsız, hatta normal bir kullanıcı için faydalı araçlar olabilirler. Bazıları ise tamamen hacking için geliştirilmiş zararlı araçlardır. Hacking araçları çoğunlukla bilgiye erişim özgürlüğüne inan kişiler tarafından geliştirildiği için ücretsiz olarak dağıtılırlar. Hatta linux tabanlı yazılımların çoğunun açık kaynaklı olduğunu görüyoruz, ancak Windows tabanlı olanlar için aynı şeyi söylemek mümkün değil.Şimdi hacker'lar tarafından kullanılan araçları kategorilere ayırarak tanıyalım...

Beşinci aşama: İzleri yok etme

Beşinci aşama: İzleri yok etme
    Hacker sistemi kendi amaçları doğrultusunda kullandıktan sonra etkinliklerinin tespit edilmemesi için izini kaybettirmelidir. Bunun amacı sistemde daha uzun süre kalabilmek (fark edilmediği sürece önlem alınmayacaktır) kaynakları istediği zaman tekrar kullanabilmek, hacking delilerini yok etmek ve yasal sorumluluktan kurtulmaktır.İzleri yok etmek için şifreleme,ara bağlantılar kullanma (tünelleme) kayıt (log) dosyalarında değişiklik yapma gibi yöntemler kullanılır.Hacker izlerini sildiği sürece o sistemden çok uzun süre boyunca faydalanabilir veya ele geçirdiği sistemi kullanarak,o sistemle ilişkili başka bir sistem hakkında bilgi toplamaya başlayabilir...

Dördüncü aşama: Erişimden faydalanma

Dördüncü aşama: Erişimden faydalanma
    Hacker sisteme sızmıştır ve artık kendi hükümdarlığını ilan etme vakti gelmiştir. Bu aşamada hacker sisteme zarar verebilir. Bazı hacker'lar sistemdeki diğer açıkları kapatarak ve güvenliği arttırarak farklı hacker'ların sisteme girmesini engeller ve sistemin sadece kendilerine ait olmasını güvence altına alırlar. Hacker sisteme tekrar kolaylıkla girebilmek için arka kapı (backdoor),rootkit veya truva atı yükleyebilir. Hacker bu aşamada amacına uygun olarak sistemden dosya veya program indirerek bilgi çalabilir, dosya göndererek veya mevcut dosyalarda değişiklik yaparak sistem yapılandırmasını değiştirebilir

Üçüncü aşama: Erişim kazanma

Üçüncü aşama: Erişim kazanma
    Bu aşama asıl saldırı aşamasıdır. Hacker tespit ettiği açığa uygun exploit'i kullanarak veya yazarak sisteme sızar, LAN üzerinde ve ya yerel olarak, siz internetteyken veya çevrimdışıyken, aldatma veya hırsızlık şeklinde uygulanabilir. Bu aşamada oluşabilecek zarar miktarı, hedef sisteminin yapısına ve konfigürasyonuna, saldırganın becerisine ve kazanılan erişimin düzeyine göre değişebilir.

İkinci aşama: Tarama

İkinci aşama: Tarama
    Tarama hacker'ın ilk aşamada edindiği bilgileri kullanarak, işine daha fazla yarayacak bilgileri edinmek için ağı taradığı bi ön saldırı aşamasıdır. Bu aşamada port tarayıcılar, dialer’lar, açık tarayıcılar vb. araçlar kullanılır ve ağ haritası çıkarılır. Sistemde faydalanılabilecek tek bir açık bile bulunduğunda hacker saldırı aşamasına geçer. Bu nedenle bu aşama risklidir ve sistemin güvenliğinden sorumlu olan kişi tarafından en kısa sürede engellenmelidir.

Birinci aşama: Ön bilgi edinme

Birinci aşama: Ön bilgi edinme
    Bilgi edinme aşamasında, hedefe saldırı düzenlemeden önce hedef hakkında mümkün olduğunca fazla bilgi toplanmaya çalışılır. Bu aşamada şirketin alan adı (domain name) kaydı incelenir; işletim bilgileri, erişilebilen ana bilgisayarlar (host'lar),açık portlar,router'ların konumları,işletim sistemi ve sistemde çalışan servislerle ilgili ayrıntılar tespit edilir.Yani evde kimsenin olup olmadığını anlamak için kapıyı çalmaya benzer.Ciddi bir tehlike arz etmez.

Hacking planı

Hacking planı
"Planlı çalışmayan bir hacker'ın başarıya ulaşması çok zordur. Genel kanının aksine, hacker’lar bilgisayarlar arasında cirit atmazlar ve istedikleri sisteme her an girip çıkmazlar. Bir sistemin hack'lenebilmesi için sistematik bir çalışma gerekir. Bu çalışma, hacker’in günlerini ve hatta aylarını alabilir. Üstelik başarılı bir sonuca ulaşması da hiçbir zaman garantili değildir.
Siyah hacker'ların saldırı planı şu aşamalarda oluşur:
1-Ön bilgi edinme
2-Tarama
3-Erişim kazanma
•    İşletim sistemi ve ya uygulama düzeyinde
•    Ağ düzeyinde
•    Servis dışı bırakma (Denial Of Service/DOS)
4-Erişimden faydalanma
•    Program ve ya veri indirme
•    Program ve ya veri yükleme/gönderme
•    Sistemde/dosyalarda değişiklik yapma
5-İzleri yok etme

Phreaker

Phreaker
    Telefon ağları üzerinde çalışan, telefon sistemlerini hack'leyerek bedava görüşme yapmaya çalışan kişilerdir. Klasik phreaker'lar çeşitli elektronik devreler hazırlayarak telefon hattına özel sinyaller gönderiyordu. Telefon ağlarının modernleşmesiyle birlikte bu yöntemler gerçekliliğini yitirmekte. Modern phreaker'lar uluslararası ücretsiz hatları tespit etmek, telesekreterleri kırmak ve VoIP servislerini hack'lemekle ilgileniyorlar...

Script kiddie

Script kiddie
    Hacker olmamalarına rağmen en tehlikeli ve en çok korkulması gereken kişiler bunlardır. Script kiddie'ler de lamer'lar gibi hacker'lığa özenirler, fakat lamer'ların aksine bir miktar bilgi sahibidirler. Script kiddie'ler çoğunlukla sistemlere/kişilere saldırmaya, hasar vermeye ve ele geçirdikleri bilgileri kötü amaçlarla kullanmaya çalışırlar. Onlar için bir güvenlik sistemini delmek araç değil, amaçtır. Hacker dünyasının anarşistleri olarak tanımlanabilirler. Ev kullanıcılarına yapılan basit saldırılarının sorumluları genelde script kiddie’lerdir. PC’nizde dosyalarınızı kurcalamak ve şifrelerinizi çalmak onlar için bir eğlence kaynağıdır. Script kiddie'ler internette kolayca bulunabilen çeşitli hazır programları ve ve araçları kullanırlar. Başkaları tarafından yazılmış,bir şeyin nasıl yapılacağını adım adım anlatan dökümaları okur ve uygularlar.Kullandıkları programların nasıl çalıştığını bilmezler ve teknik dökümanları anlayamazlar.Ellerindeki programları kullanarak olabildiğince fazla bilgisayara zarar vermeye çalışırlar."X'i hack'ledim" diyerek arkadaşlarına hava atmak dışında gerçek bir amaçları yoktur.Script kiddie'ler çoğunlukla bilgisayar meraklı lise öğrencileridir.Hacker imajı yaratarak popüler olmayı amaçlarlar.O nedenle kendilerini hacker olarak tanımlarlar ve bununla övünürler.Eğer biri size hacker olduğunu söylüyorsa,bilin ki o kişi büyük ihtimalle script kiddie'dir.

Lamer

Lamer
    Hacking konusunda hiçbir bilgisi olmayan, öğrendiği birkaç terimle ve eline geçirdiği birkaç basit programla hava atmaya çalışan hacker özentileridir. Lamer’lar genellikle çocuk yaştaki kişilerdir ve sadece zarar vermeyi hedeflerler.